İtirazın İptali Davası Kısmi Dava Olarak Açılabilir mi?

İtirazın İptali Davası Kısmi Dava Olarak Açılabilir mi?
İcra hukuku uygulamalarında, icra takibine karşı tarafça ileri sürülen itirazlar, yürütmenin seyrini ve kesinliğini doğrudan etkiler. Bu bağlamda, itirazın iptali davası, itirazın hukuki dayanaklarının ortadan kaldırılarak yürütmenin devamlılığının sağlanmasını amaçlayan önemli bir yargı yoludur. Ancak, bazı durumlarda itirazın tamamı yerine, yalnızca itirazın tartışmalı unsurlarına yönelik bir kısmi dava açma gerekliliği gündeme gelmektedir. Bu makalede de, itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılıp açılamayacağı, özellikle icra hukuku kapsamındaki uygulamalara ışık tutularak ele alınacaktır.
Şimdi daha detaylı inceleyelim.
İtirazın İptali Davası
İtirazın iptali davası, icra takibi sırasında karşı tarafça sunulan itirazın hukuki ve usul yönlerinin incelenmesi suretiyle, itirazın geçersiz kılınmasını hedefleyen bir yargı yoludur. Taraflardan, özellikle de alacaklıdan, itirazın dayandığı gerekçelerin eksik veya hatalı olduğunu ileri sürerek, itirazın tamamen veya kısmen iptali talep edilmekte; böylece icra işlemlerinin aksamaması ve kesinlik kazanması amaçlanmaktadır.
İtirazın İptali Davası Nedir ve Hangi Durumlarda Açılabilir? Bu gibi soruların yanıtını öğrenmek için buraya tıklayınız.
Kısmi Dava Kavramı
Kısmi Dava Nedir?
Kısmi dava, uyuşmazlığın yalnızca tartışmalı veya hatalı olduğu iddia edilen unsurlarının yargılamaya konu edildiği; dava konusu işlemin tamamı yerine belirli kısımlarının incelendiği bir yargı yoludur.
Hukuk Muhakemeleri Kapsamında Kısmi Dava Düzenlemesi:
Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında yer alan MADDE 109 (1)’e göre;
"Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir."
Bu hüküm, talep konusu işlemin bileşenlerinin bölünebilir olduğu durumlarda, davacının tüm unsurları tek bütün olarak tartışmak yerine yalnızca uyuşmazlık teşkil eden belirli kısımlara ilişkin taleplerini dava konusu yapabilmesine olanak tanımaktadır.
Hukuki teoride, uyuşmazlığın bileşenlerinin ayrı ayrı değerlendirilip, yalnızca bir kısmının hukuka aykırı bulunması halinde, o kısmın iptali veya düzeltilmesi yönünde karar verilmesinin mümkün olabileceği savunulmaktadır. Ancak, bazı içtihatlarda; itiraz gibi bütüncül olarak ele alınması gereken işlemlerde, parçalı müdahale yolunun uygulamanın bütünlüğünü bozabileceği veya belirsizlik yaratabileceği yönünde görüşler de bulunmaktadır.
Şimdi asıl sorumuza gelecek olursak, itirazın iptali davası kısmi dava olarak açılabilir mi? Uygulamadaki durumu nasıl değerlendirilmelidir?
İtirazın İptali Davasında Kısmi Davanın Açılabilirliğiİtirazın İptali Davasında Kısmi Davanın Açılabilirliği
İtirazın iptali davasının kısmi dava şeklinde açılıp açılamayacağı konusu, şu temel hususlarla değerlendirilebilir:
- Bileşenlerin Ayrıştırılabilirliği:
İtirazın içinde, hukuki dayanak ve usul yönlerinden kaynaklanan, ayrı ayrı değerlendirilebilecek unsurlar bulunuyorsa, bu unsurların açıkça ayrıştırılabilmesi halinde, kısmi dava yoluna gidilmesi teorik olarak mümkün görülmektedir. Örneğin; itirazın bazı maddelerinde usul hatasına, diğer maddelerinde ise maddi dayanaklara ilişkin tartışmalar mevcutsa, yalnızca usul hatasına ilişkin kısmi iptal talebi gündeme getirilebilir. - İcra Usulü ve Yürütmenin Bütünlüğü:
İcra hukukunun etkinliği, yürütme işlemlerinin bütünlüğüne ve kesinliğine bağlıdır. Dolayısıyla, itirazın kısmi iptali yönünde verilecek bir karar, kalan kısmın hukuki statüsünde belirsizliklere neden olabileceği gibi, icra sürecinde uyum ve istikrar açısından da sorun yaratabilir. Bu sebeple, bazı yargı mercileri, itirazın bir bütün olarak değerlendirilmesinin icra takibinin devamlılığı açısından daha uygun olacağı kanaatindedir. - İçtihat ve Doktrinsel Görüşler:
Hukuk literatüründe, itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılabilmesine ilişkin görüşler farklılık arz etmektedir. Bazı akademisyenler, unsurların net olarak ayrıştırılabildiği durumlarda kısmi iptal talebinin yerinde olacağını savunurken, bazı yargı mercileri ise itirazın tek ve ayrılmaz bir bütün niteliği nedeniyle, tartışılan hususların tamamına ilişkin karar verilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
İtirazın İptali Davasında Zamanaşımı
İtirazın iptali davasının açılabilmesi için zamanaşımı süresi büyük önem taşımaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesine göre, itirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ edilmesinden itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, sürenin geçmesi halinde alacaklı itirazın iptali davası açma hakkını kaybeder.
Bu nedenle, alacaklıların, itirazın iptali davası açma süresini dikkate alarak, yasal süre içinde dava açmaları gerekmektedir. Aksi takdirde, icra takibi sonuçsuz kalabilir ve alacaklının hakkını tahsil etme imkanı ortadan kalkabilir.
İcra Hukuku Kapsamında Uygulama ve Sonuçlar
İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde, icra takibine konu olan itirazlar, hızlı ve kesin çözümler gerektiren işlemlerdir. Bu bağlamda:
- Yürütmenin Aksamaması:
İtirazın kısmi iptali yönünde verilecek bir karar, icra sürecinde bölünmüş bir yapıya neden olabilir. Bu durum, yürütmenin aksamaması ve taraflar arasındaki hukuki belirsizliklerin giderilmesi açısından riskler doğurabilir.
Mahkemelerin Tutumu:
Uygulamada, icra mahkemeleri somut olayın özelliklerine göre, itirazın içerdiği unsurların ayrıştırılabilirliğini değerlendirirken, kısmi dava yoluna gidilmesinin icra sürecine olası etkilerini göz önünde bulundurmaktadır. Böylece, itirazın yalnızca belirli kısımlarının iptali mümkün görülüyorsa dahi, mahkemeler, sürecin bütünlüğünü bozmayacak çözümler üretmeyi tercih edebilmektedir.
Son Olarak;
İtirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılıp açılamayacağı konusu, hem teorik hem de uygulama açısından tartışmalı bir mesele olarak öne çıkmaktadır. Genel anlamda;
- İtirazın içinde yer alan ve ayrıştırılabilir unsurların bulunması halinde, kısmi iptal talebinin teorik zemini mevcut olmakla birlikte,
- İcra hukuku uygulamalarında yürütme sürecinin sürekliliği, kesinliği ve hukuki belirsizliklerin önlenmesi temel ilkeler arasında yer aldığı için, kısmi dava yoluna gidilmesinin somut olayın özelliklerine bağlı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, tarafların iddialarının ve itirazın yapılandırılmasının özellikleri göz önünde bulundurularak, kısmi dava yolunun uygulanabilirliği her somut olayda ayrı bir titizlikle incelenmelidir. Hukuki yorum ve yargı kararları ışığında, bazı durumlarda kısmi iptal mümkün görülürken, bazı durumlarda itirazın tüm unsurlarının ele alınması gerekliliği savunulmaktadır.
İcra ve İflas Hukuku Avukatlık ve Danışmanlık Ücretleri
İcra ve iflas hukuku avukatlık ve danışmanlık ücretleri müvekkil ile avukat arasında somut olayın özelliklerine göre değişkenlik gösterir ve taraflar arasında serbest bir biçimde belirlenmektedir. Bu noktada avukatlar için asgari ücret niteliği gösteren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) önem arz eder. Avukatların bu tarifede belirtilen ücretlerin altında bir ücretle iş alması yasaktır. Bu asgari ücretler davaların karmaşıklığına, mahkemesine, sürecin uzunluğuna ve diğer faktörlere bağlı olarak değişebilir. Ayrıca avukatlık asgari ücret tarifesi her yıl yenilenir ve güncellenir. Bunun yanında Ankara Barosu Avukatlık Tavsiye Ücret Tablosu mevcuttur. Bu ücret tarifesinin bir öneri niteliği taşıdığı da belirtilmelidir. Avukatlık ücretleri yine avukat ve müvekkil arasında; asgari ücret tarifesi, çalışma saatleri, davaya hazırlık süreci, delil toplama işlemleri, savunma stratejilerinin belirlenmesi, duruşmalar, müvekkil ile iletişim, avukatın deneyimi, uzmanlığı, bulunduğu şehir veya bölge gibi faktörlere bağlı olarak serbest bir şekilde belirlenmektedir.
Önemle belirtmek gerekir ki bu yazıdaki bilgilerin tamamı genel bir bilgilendirme içermekte olup hukuki danışmanlık ve reklam gibi algılanmamalıdır. Yaşanılan her bir olay ve uyuşmazlığın bağımsız biçimde ayrı bir hukuki değerlendirmeye tabi tutulması gerekir. Ayrıca her bir hukuki konu ve meselenin çözümü uzman bilgisi gerektirmektedir. Bu sebeple de karşı karşıya kaldığınız hukuki uyuşmazlıklar ve olaylar için yetkin bir avukattan hukuki danışmanlık almanızı, Yargıya taşınan uyuşmazlıklar açısından da dosyalarınızı yetkin bir avukat aracılığı ile takip etmenizi öneririz. Yukarıdaki makale ile ilgili olarak veya her türlü hukuki destek ve danışmanlık için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
İletişim Formu
YASAL UYARI
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.