Statü hukuku olarak da adlandırılan idare hukuku kamu yönetimi içerisinde bulunan kurum ve kuruluşların işleyişleri ile kişilerle olan ilişkilerini, kamu idaresinin bireyler karşısındaki hak, sorumluluk ve yetkilerini inceleyen ve düzenleyen kurallar bütününden oluşan hukuk dalıdır. İdare hukuku temelini Anayasadan alır. Zira Anayasa md. 125 hükmüne göre; ‘’İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır…’’. Bu hüküm idare tarafından gerçekleştirilen her türlü işlem ve eyleme karşı bunların muhataplarının ve ilgililerinin yargı yoluna başvurabilmesinin temelidir. Buradan hareketle de aile, borç, miras, ticaret vb. özel hukuk ilişkileriyle ilgili uyuşmazlıklarla ilgilenen adli yargıdan ayrı olarak devlet idaresi ile vatandaşlar arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarla ilgilenecek bir idari yargı düzeni ve mahkemeleri oluşturulmuştur.
İdare hukuku devlet idaresinin de kendi koyduğu kanunlar ile sınırlandırılması, yaptığı işlem ve eylemlerden sorumlu olmasının sağlanması, birey ile devlet arasındaki devlet lehine olan ilişkideki dezavantajın giderilmesi, kişilere tanınan hak ve hürriyetler ile kamuya tanınan üstünlük ve ayrıcalıkların dengelenmesi, idarenin işlem ve eylemlerinin yargısal-hukuksal denetime tabi olarak gerçekleştirilmesi gibi fikirler neticesinde uzunca bir tarihi süreçte oluşturulmuş hukuk dalıdır. İdarenin tek taraflı işlem yapma ve yaptırım gücü ağır sonuçlara ve telafisi güç zararlara neden olabilmektedir. Dolayısıyla idarenin gerçek ve tüzel kişilikler karşısında sahip olduğu bu ayrıcalıklı durumun dengelenmesi gerekir.
İdare kavramı, genel anlamıyla hem devlet adına işlem ve eylemde bulunan kamu kurum ve kuruluşlarını yani teşkilatı hem de gerçekleştirilen idare etme, yönetme fonksiyonunu ifade eder. Örneğin; bakanlıklar, belediyeler, üniversiteler, il özel idareleri, devlet okulları birer idaredir. Bunların gerçekleştirdiği işlem ve eylemler de genel olarak idari işlem ve eylem olarak, faaliyetleri de kamu hizmeti olarak adlandırılabilir.
İdarenin gerçekleştireceği idari işlemler ve eylemler gerçek ve tüzel kişileri de etkiler. Bu işlem ve eylemlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesi de idare hukuku ve idare hukukunun kendine özgü kuralları ile idari yargı rejimi ve idare mahkemeleri ile sağlanır. Bireyin, idarenin hukuka aykırı işlemlerine karşı korunması açısından idare hukuku ve özellikle idari yargı büyük önem taşımaktadır.
19.yüzyılda ortaya çıkan genç bir hukuk dalı olan idare hukukunda; idarenin esas anlamı ve önemi kamu yararının sağlanması, bozulan kamu yararının düzeltilmesi, kamu hizmetlerinin ifası vb. noktalarda ortaya çıkar. İdarenin var oluş amacı kamu yararının sağlanması ve korunmasıdır.
Kendine özgü ilgi ve bilgi gerektiren, ilgili uyuşmazlıklarda da farklı bir yargılama usul ve teşkilatına sahip olan ve bu yönüyle diğer hukuk dallarından ayrılan bir alan olan idare hukuku ile ilgili uyuşmazlıklar için bu alanda çalışan avukatlardan hukuki yardım alınması hak kayıplarının yaşanmaması bakımından oldukça önemlidir.