Arabuluculuk Süreci ve Son Tutanak Tarihinden Sonra Muaccel Olan Taleplerin Hukuki Durumu

Arabuluculuk Süreci ve Son Tutanak Tarihinden Sonra Muaccel Olan Taleplerin Hukuki Durumu
Hukuk sistemimizde dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuk, uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan çözümlenmesini sağlamak amacıyla uygulanmaktadır. Ancak, arabuluculuk sürecinde belirlenen son tutanak tarihinden sonra muaccel hale gelen alacaklar konusunda nasıl bir yol izlenmesi gerektiği tartışmalı bir konu olmuştur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/14530 Esas ve 2025/1987 Karar sayılı, 24.02.2025 tarihli kararı bu konuda önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.
Söz konusu kararda, arabuluculuk süreci sonucunda düzenlenen son tutanak tarihinden sonra doğan alacaklar yönünden arabuluculuk şartının yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Bu sebeple, mahkeme, bu dönem için açılan davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermiştir.
Bu karar, arabuluculuk sürecinin yalnızca son tutanak tarihine kadar muaccel olan talepler için geçerli olduğunu ve sonrasında doğan haklar için yeniden arabuluculuk başvurusunun zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda, işçi-işveren uyuşmazlıkları, alacak davaları gibi pek çok hukuki süreçte, tarafların hak kaybına uğramaması adına dikkatli hareket etmeleri gerekmektedir.
Yargıtay’ın bu kararının ışığında, arabuluculuk başvurularında yalnızca mevcut ve muaccel alacakların değil, ilerleyen dönemlerde doğabilecek hakların da dikkate alınarak sürecin yönetilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Böylece, ileride yaşanabilecek usulden ret kararlarının önüne geçilebilecek ve hukuki süreçler daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilecektir.
KARAR:
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde numune alma ve hazırlama elemanı olarak 01.02.2011 tarihinden beri çalıştığını, davalı ile dava dışı firmalar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, muvazaa davasının Eskişehir 2. İş Mahkemesinin 2015/206 Esaslı dosyasında kabul edildiğini, kararın onanarak kesinleştiğini, davacının 19.06.2015 tarihine kadar olan ücret farkı ve ilave tediye alacağının hüküm altına alınıp kesinleştiğini, 20.06.2015-01.12.2016 tarihine kadar olan ücret farkı ve ilave tediyenin hüküm altına alınıp kesinleştiğini, davacının toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiğini belirterek 01.02.2016-31.12.2018 tarihleri arasına ilişkin ücret farkı, ilave tediye, ulusal bayram ve genel tatil farkı, yıllık izin farkı, sendikal haklar (kira ve aydınlatma yardımı, denge ödeneğim üretim primi, iş riski primi, vardiya zammı, vasıta yardımı, sosyal yardım ve ikramiye alacağı) alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İdarenin ana faaliyet alanının bor ve türevi cevherlerin çıkarılıp üretilerek satışa hazır hâle getirilmesi olduğunu, bu kapsamda üretim faaliyetine ait olmayan ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 4. maddesinde sayılan işlerin ihale ile dışarıdan satın alındığını, böylece asıl işin üretim faaliyetlerini oluşturan kimyasal ve metalurjik süreçler kapsamında olmayan ve doğrudan üretimle ilişkisi bulunmayan yardımcı işlerin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi gereğince asıl işveren alt işveren ilişkisine konu edildiğini, şirketler ile Kurum arasında muvazaaya dayalı bir ilişki bulunmadığını, davacının Temizlik ve Hammadde Hazırlama İşçiliği Hizmet Alımına İlişkin Sözleşme kapsamında ihaleyi üstlenen değişik şirketler bünyesinde görev yaptığını, ihale konusu işin dışında bir işte çalıştırılmadığını, davacının çalıştığı şirketlerin değişmesinin muvazaanın emaresi olarak gösterilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda; Eskişehir 2. İş Mahkemesinin 2015/206 Esas, 2016/175 Karar, Eskişehir 1. İş Mahkemesinin 2022/319 Esas, 2022/990 Karar (eski 2016/1559 Esas, 2017/841 Karar) sayılı kesinleşmiş dosyaları, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2022/1544 Esas, 2022/14372 Karar sayılı ilâmında belirtilen hususlar, davacının kesinleşmiş dosyalardan sonra da aynı işi yapmaya devam etmesi dikkate alındığında... İşletmeleri ... İşletme Müdürlüğü ile alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğu, davacının başlangıçtan itibaren davalı İdare işçisi olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının 18.01.2016 tarihinden itibaren sendikaya üye olduğu, üyeliğe ilişkin bildirimin davalı ... Müdürlüğe 19.12.2016 tarihinde tebliğ olunduğu anlaşılmak ile üyeliğin işverene bildirildiği tarihten itibaren davacının 18.01.2016-31.12.2018 arası dönem yönünden yürürlükte bulunan 26 ve 27. Dönem Toplu İş Sözleşmesi hükümleri uyarınca 28.03.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda belirtilen dava konusu alacaklara hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının çalıştığı hizmet alım işinin üretimi aksatmayacak durumda olan yardımcı bir iş olduğunu, somut olayda muvazaa bulunmadığını,
2. Keşif yapılarak karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve buna göre davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ile dava konusu alacakların hesabına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 17.12.2018 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek somut dava açılmıştır. Arabuluculuk faaliyeti tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Hükme esas alınan ve davacının ıslahına dayanak oluşturan bilirkişi ek raporunda; dava konusu alacaklara ilişkin hesaplama, arabuluculuk son tutanak tarihi aşılarak 31.12.2018 tarihine kadar yapılmıştır. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel hâle gelen talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında, bu dönem yönünden davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
3. Davacı, toplu iş sözleşmesi hükümlerinden ancak sendika üyeliğinin işverene bildirdiği tarihten itibaren yararlanabilir. Bu husus dikkate alınmadan, fark ulusal bayram ve genel tatil alacağı yönünden 2016/ Nisan - 2016/Eylül dönemleri için de hesaplama yapılması ve söz konusu alacakların hüküm altına alınması hatalı olup kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
İletişim Formu
YASAL UYARI
Bu sitede bulunan her türlü bilgi, yazı ve yapılan açıklamalar 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle, haksız rekabet yaratıldığı şeklinde yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve Müvekkillerin, Sitede yayımda olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından Hukuk Büromuz herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir.